Bu Blogda Ara

13 Mar 2010

Tuğrul Bey

Selçuklu Devletinin kurucusu, Oğuzların Kinik boyundan Selçuk Beyin torunudur. Babasının adi Mikail’dir. Muhtemelen 993 yılında doğdu. Babası Mikail, gazâ akınında şehit düşünce, dedesi Selçuk’un yanında büyüdü. Çocukluğu Cend’de geçti. Büyük bir itina ile yetiştirildi. Ailesinden dinî ve millî terbiye alıp, mükemmel silâh kullanmasını öğrendi.




Selçuk Beyin vefatıyla amcası Arslan Yabgu’nun Selçuklu ailesinin reisliğini almasına, kardeşi Çağrı Bey ile itiraz etmedi. Ancak dedelerinin vefatından sonra iki kardeş Cend şehrini terk ederek batıya göç ettiler. Burada Mâverâünnehr hükümdarı Ilek Nasr’in kendilerine karşı düşmanca siyaseti üzerine Çağrı Bey ile Karahanlı hükümdarı Bugra Han’ın ülkesine gittiler. Tuğrul Bey, Karahanlılar ülkesinde hapis edildiyse de, Çağrı Bey, Bugra Han ordusunu yenip pek çok esir aldı. Alınan esirler karşılığı Tuğrul Bey serbest bırakıldı. Tekrar Mâverâünnehr’e döndüler. Buhara hâkimi Karahanlı Ali Tegin’in aleyhlerine faaliyeti ve yeni durum üzerine Tuğrul Bey çöle çekildi. Çağrı Bey de yeni vatan keşfi için Rum Gazâsına çıktı. İki kardeş, Rum Gazasından alınan ganîmetlerle çok zenginleştiler.



Arslan Yabgu, 1205’te Gaznelilerce esir alınıp, Hindistan’da hapsedilince, iki kardeş ortak iktidar sistemiyle Selçuklu ailesinin lideri oldu. Liderliği Karahanlı Ali Tegin tarafından şüpheyle karşılanınca, ikili liderlik sistemi yerine amcaları Musa’yı Yabgu yapıp, üçlü iktidar sistemine geçtiler. 1034 sonbaharında, Gaznelilerin müttefiki Oğuzlardan Sah Melik, Selçuklulara anî bir baskın yapınca, zayıfladılarsa da, tekrar toplandılar. On bin kişilik kuvvet toplayarak Gaznelilere ait Horasan’a girdiler.



Tuğrul Bey ve diğer Selçuklu hanedan mensupları toprak sahibi olunca, Oğuz boyları ve kabile reisleri yanlarına akın edip, toplandılar. Tuğrul Bey, çok güçlenip, bölgenin nüfusu artınca; Gazneli Mes’ûd’a önceki üç şehrin dar geldiğini bildirip, 1037’de Merv, Serahs ve Bâverd’iyi de istedi. Bu şehirlere karşılık da Gaznelilerin maaşlı askeri olma ve Horasan’daki asayişi temin etme taahhüdünde bulundular. Teklifleri oyalamaya alınınca, Tuğrul Bey küçük gruplar hâlinde akın harekâtı yaptırdı. Çağrı Beyin idare ettiği akınlarda Selçuklular Cüzcan, Tâlekan ve Faryâb’dan Rey’e kadar harekâtta bulundular. Selçuklu akınlarını durdurmak için Gazneli Mes’ûd’un gönderdiği ordu Serahs yakınında 1038 Haziranında yenildi. Zafer sonrasinda toplanan kurultayda Tuğrul Bey, hükümdar ilân edildi. Bu kurultay kararı ve 1038 tarihî Selçuklu Devletinin kurulusu olarak kabul edilir. Tuğrul Bey Nisabur’da kalıp, Çağrı Bey Merv’de melikler meliki olarak, askerî harekâtları idare ederek ordu kumandanlığı yaptı.



Harezm'de Cent Hâkimi Şah Melik tarafından 7–8 bin Türkmen'in öldürüldüğü korkunç baskın(1034), ve müttefikleri Harzemşah Harun ve Ali Tegin'in ölümleri (1035) üzerine, Selçuklular Horasan'a geçmek zorunda kaldılar. Tuğrul ve Çağrı Beylerin beraberlerinde Musa Yabgu ve İbrahim Yınal kuvvetleri olduğu hâlde, Gazneli hâkimiyetindeki Horasan'a girişleri, Gazneli sultanı Mesut'u oldukça telâşlandırdı. Çünkü daha önce bu bölgeye gelen Türkmenler, Gaznelileri çok uğraştırmıştı. Bu sebeple Gazneli Mesut büyük bir ordu hazırladı. Ancak Nesa yakınlarında yapılan savaşta Selçuklular bu orduyu ağır bir yenilgiye uğrattı (Haziran 1035). Gazneli Mesut, Selçuklulara bazı bölgeleri bırakmayı kabul etti. Fakat Selçukluların kazandığı zaferi duyan Oğuz kitleleri bölgeye akmaya başlamıştı. Bu durum karşısında Gaznelilerden yeni bölgeler istendi. Bu isteği geri çeviren Gazneli Mesut, Selçukluların üstüne yeniden bir ordu gönderdi. Serahs yakınlarında yapılan savaşta Selçuklular yine büyük bir zafer kazandı (Mayıs 1038). Horasan'ın tamamı Selçuklu hâkimiyetine geçti. Selçuklular bağımsızlıklarını ilân ederek ilk idarî düzenlemeleri yaptılar. Tuğrul Bey ele geçirilen Nişabur'u devlet merkezi ilân etti. Gaznelilerle antlaşma yapıp; Nesâ, Ferâve ve Dihistan’ı aldılar. Ayrıca Tuğrul Bey‘e Gazneli Mes’ûd tarafından hâkimiyet alâmetlerinden olan hil’at, at, mensur ve sancak gönderildi. Tuğrul Bey antlaşmayla Nesâ’da Gaznelilere tâbi federal bir devlet kurmuş olmasına rağmen, resmî ilânı yoktur.



DANDANAKAN SAVAŞI

Tuğrul Beyin Nisabur’da istiklâlini ilân etmesi, Gazne’de hoş karşılanmadı. Çağrı Bey, 1039 yılında Gaznelilerle iki kere muharebe yapıp, yenildi. Tuğrul Bey ve diğer Selçuklu hanedanları, Gazneli Mes’ûd’un düzenli ordusuna karşı gerilla harpleri yapıp, onları yıprattılar. Gazneli Mes’ûd, antlasma istedi. Tugrul Bey, Gaznelilerin türlü metodlarla Selçuklulari Horasan’dan çikarabileceklerini tahmin ederek, zaman kazanmak ve hazirliklari tamamlamak için çöle çekildi.



Horasan'ı kaybeden Gazneli Sultanı Mesut, Selçuklulara kesin bir darbe indirmek için ordusunun başına geçti. Sefer esnasında katılanlarla birlikte Gazneli ordunun mevcudu 100 bine ulaşmıştı. Osman Turan’a göre Gazneli ordusu 70 bin süvari, 30 bin yayadan; M. Altay Köymen’e göre ise ordu 50 bin kişilikti. Bunun yanında orduda fillerde mevcuttu. Ancak fillerin sayısı hakkında kesin bir bilgiye sahip olmazken bazı kaynaklar 60, bazı kaynaklar ise 300 tane filden bahseder. Selçuklu kuvvetleri ise ancak 20 bini bulan hafif süvarilerden oluşmaktaydı. Sultan Mesud yalnız başına Selçuklular ile baş edemeyeceğini düşünerek Selçukluların ezeli düşmanı Cend meliki Şah Melik ile anlaşarak ona Harezm valiliğini vermiştir. Sultan Mesud harekete geçer geçmez Selçuklular onu takip etmiş ve gerilla savaşları ile yıpratmaya başladılar. Bununla birlikte Gazneli ordusu daha görünürde yokken Selçuklularda bazı fikir ayrılıkları görülmüşse de kısa sürede halledilmiştir. Tuğrul Bey: “Horasan’da kuvvetlerinin azlığından bahsederek Rey ve civarına giderek buradaki Türkmenleri toplayıp sonra Gaznelilerle savaşmayı,” beyan etmişse de Çağrı Bey’in: “Gazneli ordusunun filler nedeniyle hantal olduğu ve kendilerinin süvari oldukları için hızlı hareket ederek vur-kaç taktiğiyle Gaznelileri yorduktan sonra savaşmak” fikir kabul görmüş ve uygulamaya geçilmiştir.







Dandanakan’dan önce Gaznelilerle iki küçük savaş yapan Selçuklular ilk karşılaşmada yenilmiş ve geri çekilmişlerdir. İlk yenilginin hemen akabinde Musa İnanç Yabgu Dandanakan’da Selçuklu ordusunun yarısını teşkil edecek olan 10 bin kişilik bir kuvvetle intisap ettiğinde Sultan Mesud’un Zulmünden kaçan Börü Tekin ve bazı komutanlarla onlara bağlı kuvvetler de Selçuklulara katılmıştır. Bu durumdan çekinen Gazneli Mesud araya ramazan ayı girmesi dolayısıyla ve Selçukluları oyalamak maksadıyla toplanan mecliste vezirinin önerisiyle Selçuklularla barış yapıp bu arada da ordusunu dinlendirmek ve yeni kuvvetler toplamak maksadıyla Sultan Mesud’dan habersizmiş gibi vezir adına Selçuklulara elçi yollanmıştır. Selçuklular gelen elçilik heyetini iyi karşılamış ve onlarla birlikte elçilerini Gazneli vezirine yollayarak bir anlaşma icra edildi.







Bu antlaşmaya göre:





1. Gazneliler çekilip Herat’a gidecek,



2. Nesa, Baverd ve Ferave Selçuklulara verilecek,

3. Selçuklular Müslüman ahaliye saldırmayacak ve mallarını yağmalamayacaklar,

4. Selçuklular halen ellerinde tuttukları Nişabur, Merv ve Serahs’tan çekilecek.





Ancak yukarda saydığımız maddeler hayata geçmedi. Çünkü her iki taraf da bu antlaşma ile zaman kazanmak istemiş ve Sultan Mesud’un antlaşmaya uymayarak hızla savaşa hazırlandığını öğrenen Selçuklular, terk etmeleri gereken yerleri bırakmayıp hatta yeni yerler bile ele geçirdiler.







Sultan Mesud Tus’a gelerek Nişabur’da bulunan Tuğrul Beyi ele geçirmeye çalışmış, Tuğrul Bey Baverd’e çekilmiş, Sultan Mesud oraya hareket edince bu sefer Ferave’ye çekilmiştir. Bu çekilmeler sırasında köy ve kasabalar boşaltılıyor, ekin ve otlaklar tahrip ediliyor, kuyular ya dolduruluyor ya da içilmez hale getiriliyor, her türlü gıda maddesi yok ediliyordu. Sultan Mesud ordusunun yorgun, aç ve susuz olduğunu görerek dinlenmek ve yem-gıda temini için Nişabur’a çakildi. Gazneli ordusunun bariz şekilde sayıca üstünlüğü olduğundan Selçuklu ordusu yıpratma savaşı vermeyi uygun bulmuştu. Bu sebeple ordu çöllere doğru çekildi. Nişapur'a giren Gazneli Mesut, Selçuklu ordusunu takibe koyuldu. Selçuklu birliklerinin vur-kaç taktiği ile iyice yıpranan Gazne ordusuna karşı meydan savaşı yapma zamanının geldiğine karar veren Çağrı Bey nihayet Merv yakınındaki Dandanakan Hisarı önünde Gaznelileri karşıladı. Üç gün süren savaş sonucunda Gazneli ordusu ağır bir yenilgiye uğratıldı (22–24 Mayıs 1040). Savaştan sonra Gaznelilerin tüm hazinesi Selçukluların eline geçmiş ve öğleden sonra toplanan Kurultay’da Tuğrul Bey “Sultan” ilan edilmiştir. Merv'de yapılan kurultayda devlet teşkilâtı düzenlendi.







Bize bu olaylar hakkında en iyi malumatı Sultan Mesud’un hizmetinde bulunan ve “Tarih-i Beyhaki” adlı 30 ciltlik bir eseri olup bu savaşta Sultan Mesud’un yanında bulunan çağdaş tarihçi Beyhaki vermektedir. Hatta o Sultan’ın Hususi hizmetinde olan 370 Türk Gulam’ın Selçuklular safına geçtiği hakkında bilgi vermektedir.







Sultan Mesud yenilgisinin faturasını kumandanlarına kesmiş ve onları görevden alarak idam etmiştir. Karahanlı Prensi Börü Tekin’e Toharistan’ı vererek ittifak kurmak istemişse de başarılı olamamıştır. Çağrı Bey büyük bir orduyla Belh üzerine yürüdüğünde gönderilen Gazneli ordusunu perişan edip Belh şehrine hâkim oldu. Sultan Mesud bunun üzerine Hindistan’a gidip orada Selçuklularına karşı asker toplamak maksadıyla ama gerçekte Selçuklulardan korktuğundan kaçtığı için Hindistan’a gittiğinde 1041 yılında orada öldürülmüş ve artık Gazneliler tarih sahnesinden silinirken yerini Selçuklulara bırakmış oldu.







Dandanakan Savaşı’nın Sonuçları





Dandanakan Savaşı, Selçuklular için bir dönüm noktası olmuştur. Aslında Serahs Savaşı'yla fiilen kurulmuş olan devlet, bu savaş neticesinde hukuken bağımsızlığını kazanmış, bölge ülkeleri ve halife Selçuklu devletini tanımıştır. Böylece bölgedeki en büyük güç hâline gelen Selçuklular, Türkleri bir bayrak altında toplamaya başlayacak ve İslâmiyet'in öncülüğünü üstleneceklerdir.







1. Selçuklular bağımsızlıklarını ilan etmiş,

2. Horasan tamamen Selçukluların olmuş,

3. Selçuklular dost-düşman tüm İslam ülkelerine (Abbasi Halifesi’ne, Karahanlı Hükümdarlarına, Börü Tekin’e, Türkistan büyüklerine, İran’da bulunan Kakuyaoğulları'na, Buhara Hükümdarına...) Fetihnameler yollamıştır.



4. Gazneliler artık yıkılma sürecine girmiş ve Hindistan’daki İslamlaşma süreci Babürşahlara kadar durmuştur.





Abbasi Halifesi’ne Yollanan Mektubun Mahiyeti







Tuğrul Bey özel elçi olarak Ebu İshak el-Fukai’yi şu mahiyette olan mektup ile yollamıştır:







· Sultan Mesud ve Sultan Mahmud’un kendilerine zulümler yaptığını,

· Bu zulümlere karşı Horasan Halkı’nın kendilerinden yardım istediğini,

· Gaznelilerin saldırdığı için müdafaa amaçlı savaştıklarını,

· Gaznelilerin kölezade olduğunu ve kendilerinin soyu Afrasyab(Oğuz Kağan)’a dayandığı için sultanlık onların hakkı olduğunu,



· Cihada devam ederek zulümleri kaldıracaklarını,





Belirterek eski Türk devletlerinin hâkimiyet alameti olan ok ve yay göndermişlerdir.











Selçukluların Oluşturduğu İlk Devlet Teşekkülü





Tuğrul Bey resmen tahta oturduktan sonra merkeziyetçi bir yapı istemesine rağmen, eski Türk devletlerinde olan Feodal Hâkimiyet Anlayışı’nı devam ettirmek zorunda kalarak her bir hanedan üyesine yönetmeleri için bir bölge bıraktı. Çünkü Çağrı Bey Selçukluların kazandığı tüm savaşlarda büyük yararlıklar göstermiş; Musa İnanç Yabgu Selçuk Bey’in oğlu ve Çağrı-Tuğrul kardeşlerin amcası olduğu halde devlet yönetimini onlara bırakmıştır. Bununla birlikte amcaları Arslan Yabgu’nun oğlu Kutalmış babasından kalan bir yönetim hakkı iddiasıyla birlikte emrindeki sayıca fazla olan Türkmenlerin desteğiyle çok önemli başarılar kazanmıştır. Tüm bu saydığımız ve sayamadığımız sebeplerden dolayı Tuğrul Bey hanedan üyelerine yönetimde yer vermiştir.







· Tuğrul Bey; Sultan unvanıyla merkez Nişabur ve Batı kesimleri Metbu Sultan olarak,



· Çağrı Bey; Melik unvanıyla merkez Merv olmak üzere Serahs ve Belh şehirlerini ordu komutanı olarak,



· Musa İnanç; Yabgu unvanıyla merkez Herat olmak üzere Best ve İstizar’ı içine alan Sistan bölgesini,



Almışlardır.







Yukarıda saydığımız gibi; Selçuklu ülkesi ve ele geçirilmesi plânlanan memleketler Selçuklu hanedanına mensup üç lider arasında taksim edildi. Buna göre merkezi Merv olmak üzere Ceyhun ve Gazne arasındaki bölge Çağrı Bey'e; Herat merkez olmak üzere Bust -Sistan arazisi Musa Yabgu'ya verildi. Tuğrul Bey Sultan unvanı ile başkent Nişapur'da kaldı, Irak kendisine bağlandı. Çeşitli bölgelere gönderilen diğer hanedan üyeleri de Sultan Tuğrul'un emrine verildi. Bunlar daha sonra Büyük Selçuklulara bağlı kalmakla beraber kendi devletlerini kurdular. Hanedan üyeleri kendilerine ayrılan toprakları birer birer zapt ediyordu. Kısa zamanda, kuzeyde Harezm dahil, Maveraünnehir, Sistan, Mekran bölgesi, Kirman ve civarı, Hürmüz emirliği, hattâ Arabistan Yarımadasında Umman ve dolayları ile Cürcân, Bâdgis, Huttalân tamamen zaptedildi. Tuğrul Bey, Taberistan, Kazvin, Dihistan, İsfehan, Nihavend, Rey ve Şehrezur'u alarak devletin sınırlarını genişletti. 1046'da Gence, 1048'de Erzen, Karaz, Hasankale, Erzurum ve havalisindeki Gürcü, Ermeni ve Bizans orduları yenilgiye uğratıldı.









Çagri Beyin 1060’ta vefâtina kadar ortak iktidar sistemine göre hareket edilmesine ragmen, devleti temsil yetkisi Tugrul Beye âitti. Tugrul Bey hükümdarligini ve Selçuklulari maddî güçlerle kuvvetlendirdigi gibi mânevî olarak da Halîfe, âlim ve tasavvuf ehlinden destek aliyordu. Tebaasinin refah seviyesini yükseltip, orduyu askerî sisteme göre teskilâtlandiriyordu. 1040 Dandanakan Zaferi ve 1043’te devlet merkezini Rey’e tasimasi sebebiyle Bagdat’taki Abbâsi Halîfesi El-Kaim’e tekrar bagliligini arz etti. Selçukluların batısındaki Bizans ülkelerine fetih harekâtı ve akınlarında bulundu. Erzurum Hasankale’ye gelip, Malazgirt’i fethetmek istediyse de kisin yaklaşması üzerine, baharda gelmek üzere kuşatmayı kaldırdı. Tuğrul Bey, hâkimiyet ve tahrik sebebiyle kendine asi olan üvey kardeşi Ibrâhim Yinal’in isyanını 1058’de bastırıp, onu cezalandırdı.







Tuğrul ve Çağrı Beyler, amcaları Arslan Yabgu'nun tutuklanması üzerine fiilen Oğuzların liderleri durumuna geldiler (1025). Ancak geleneğe uygun olarak diğer amcaları Musa'yı yabgu ilân ettiler. Arslan Yabgu'nun ölümünden sonra Selçuklularda kısa süren bir dağınıklık yaşandı. Arslan Yabgu'ya bağlı Türkmenlerin bir kısmı, Gazneli Mahmut'un izniyle Horasan' a geçti. Bunlar ileride Selçukluların Irak ve Horasan kolunu oluşturacaklardır. Arslan Yabgu ile ittifak kurmuş olan Buhara hâkimi Ali Tegin, Tuğrul ve Çağrı Beylerin kendine bağlı kalmasını istiyordu. Buna karşı çıkan Tuğrul ve Çağrı Beyler ile Ali Tegin arasında şiddetli muharebeler cereyan etti. Selçuklular Harezm bölgesine çekilmek zorunda kaldı. Gazneli Valisi Harezmşah Altuntaş'ın gösterdiği bölgeye oturdular (1030 ). Ancak daha sonra, artan Gazneli tehlikesine karşı Selçuklular, Ali Tegin ve Harezm valisi ile ittifak kurdular.







Selçuklu-Şah Melik Mücadelesi









Sultan Mesud Harezm bölgesini Şah Melik’e tevcih edince 1041 yılında 40000 kişilik bir ordu ile Harezm hâkimi Harezmşah İsmail üzerine yürüdüğünde Selçuklu emiri olan Harzemşah İsmail karşı kayar ve yenilir. Şah Melik de bu sırada Harzem’in merkezi olan Ürgenç’i alarak Sultan Mesud’un ölümünden habersiz adına hutbe okutup tahta çıkar. Harzemşah İsmail Selçuklulara sığınarak yardım ister. Çağrı Bey ve oğulları ile Tuğrul Bey Harzemşah İsmail’i de yanına alarak Şah Melik üzerine yürüyünce Şah Melik kaçar, ancak onu takip eden Selçuklu Kuvvetleri yakalayarak zindana attılar. Şah Melik böylece zindanda ölerek Selçuklular yıllar önce kendilerine ağır bir darbe vuran ezeli düşmanlarından kurtulmuş oldular.





Doğuda yapılan seferlerde Çağrı Bey Gaznelileri tamamen Horasan'dan çıkardı, Belh şehrini ele geçirdi. Karahanlıları barış yapmak zorunda bıraktı. Çağrı Bey'in oğlu Yakutî Hint denizi kıyılarındaki Mekran'ı aldı. Diğer oğlu Kara Arslan Kavurd ise Buveyhîler'in hâkimiyetindeki Kirman'ı, Hürmüz Emirliği'ni ve Umman'ı Selçuklu idaresine bağladı. Tuğrul ve Çağrı Beylerin birlikte çıktığı seferde Harezm bölgesi tamamen Selçuklulara geçti. (1043).







Selçuklu Başkentleri ve Başkentin Rey’e Nakledilmesi





· Nişabur: İlk başkent olup Tuğrul Bey zamanında devletin merkeziydi.



· Rey(bugünkü Tahran şehri): Tuğrul Bey ve Alparslan zamanında.



· İsfahan: Melikşah zamanında.



· Merv: Sancar zamanında başkentlik etmişlerdir.









Rey’e devlet yönetimin nakledilme nedeni ise; Tuğrul Bey İran'daki birçok bölgeyi bizzat çıktığı seferle ele geçirdi. Tuğrul Bey'in üvey kardeşi İbrahim Yınal, İran'ın en önemli merkezlerinden Rey şehrini zapt etti ve Tuğrul Bey'i buraya davet etti. Tuğrul Bey, fetih bölgelerine daha yakın olması sebebiyle Nişabur' u bırakarak, Rey'i devletin yeni başkenti yaptı(1042). Selçuklu Devleti’nin fetih yönü batı olduğundan buradan fetihler daha kolay yönetilebiliyordu. Böylece fetihler için üs olmuştur.















YARARLANILAN KAYNAKLAR









* OSMAN TURAN, SELÇUKLULAR VE İSLAMİYET









* İBRAHİM KAFESOĞLU, SELÇUKLU TARİHİ









* M. ALTAY KÖYMEN, TUĞRUL BEY VE ZAMANI







Farklı Tarih yazarı ve Selçuk Üniversitesi



Ortaçağ Tarihi Bilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi İBRAHİM BEYTER

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder