Bu Blogda Ara

13 Haz 2010

MELİKŞAH DÖNEMİ SELÇUKLULAR




MELİKŞAH DÖNEMİ SELÇUKLULAR

Alp Arslan, kendinden sonra tahta geçmesi için oğlu Melikşah'ı veliaht olarak hazırlamıştı. Nitekim Alp Arslan'ın ölümü üzerine Melikşah henüz 18 yaşında iken sultanlığa getirildi (1072). Sultanlığını tanımayan amcası Kavurd ile, Kerez'de yapılan savaşı kazanan Melikşah, birkaç gün sonra Kavurd'un ölümüyle, devlet içinde asayişi kısa sürede sağladı. İç işlerini halleden Melikşah, taht mücadelesindden faydalanarak Selçuklu hudutlarına saldıran Gaznelilerle Karahanlılara karşı sefere çıkıp onları anlaşmaya mecbur etti.

Devlet merkezi Rey'den daha güneydeki İsfahan'a taşındı. Bizans'ın Malazgirt'ten sonra anlaşmaya uymamaları üzerine Anadolu akınları hızlandırıldı. Kutalmış'ın oğulları ve bazı Türkmen reisleri Batı Anadolu'ya kadar akınlar düzenlediler. Bu arada Türkmen liderlerinden Atsız Suriye'yi ele geçirdi. Kudüs şehri Fatımîlerden alındı. Melikşah, kardeşi Tutuş'a Suriye'nin idaresini verdi (1078).Anadolu fatihlerinden Artuk Bey, Melikşah'ın emriyle Arabistan Yarımadası'ndaki Hicaz, Yemen ve Aden'i Selçuklu topraklarına kattı. Melikşah 1087'de çıktığı sefer sonucunda Karahanlıların doğu kolunu da hâkimiyeti altına aldı .

Doğu sınırlarının güvenliğini sağlayan Melikşah, Devrinde bozkırlardaki Türk boylarını, bütün İran'ı, Arabistan'ı, Suriye ve Filistin'i yönetimi altına aldı. Anadolu'nun fethi üzerinde hassasiyetle durup, babasının görevlendirdiği amcaoğlu Kutalmışoğlu Süleyman Şah ve Türkmen beylerinden Alp İlig, Artuk Bey, Mansur, Dolat gibi komutanlarla fetihleri sürdürdü. Selçuklu komutanları, Bizans'ın Türklere karşı kurduğu Ölmezler adlı askerî birlikleri mağlup ettiler. Artuk Bey, Bizans kuvvetlerini, 1074'te Sapanca çevresinde yenerek, yüzbinden fazla Türk'ü, İzmit'ten Üsküdar'a kadar olan sahaya yerleştirdi.

Kutalmışoğlu Süleyman Şah, güneydoğu harekâtıyla, Adana dolaylarını fethetmekle meşguldü. Fırat'ı geçerek Çukurova, Maraş, Tarsus, Antep ve Urfa'ya dağılan Ermeni ve ücretli Frank askerlerini Antakya'da, Gümüştigin de Nizip, Âmid (Diyarbakır) ve Urfa civarında Bizans kuvvetlerini mağlup ettiler.

Artuk Bey, Sultan Melikşah'ın emriyle, Doğu harekâtını idare etti. 1074-1077 yılları arasında Sivas, Tokat, Çorum havalisini, Yeşilırmak ve Kelkit havzalarını ele geçirdi. Artuk Beyden sonra yerine Danişmend Gazi geçerek, Amasya ve civarını Karadeniz'e kadar aldı. Mengücük Gazi, Şarkî Karahisar, Erzincan ve Divriği havalisini; Ebü'l-Kasım da Erzurum ve Çoruh bölgesini fethetti.

Orta, Kuzeybatı ve Batı harekâtını Kutalmışoğlu Süleyman Şah idare edip, Bizanslılarla mücadele ve onların âsi kumandanlarıyla ittifak yaptı. Bizanslılar, Balkanlar'daki iktidar mücadelesi ve iç hadiseler üzerine, Selçuklulardan yardım istediler. Yardım talepleri, Selçukluların çıkarları doğrultusunda karşılandı. Süleyman Şah, İznik'e yerleşerek, bu şehri, Türkiye Selçukluları Devletinin merkezi yaptı. Selçuklular, Anadolu'da sahil şehirleri dışunda, Toroslar ve Çukurova'dan Üsküdar'a kadar bütün bölgeye yerleştiler. Bu durum karşısında Avrupalılar, Çin'e elçilik heyeti göndererek, Selçukluların doğudan sıkıştırılmasını istediler. Ancak, sonuç alamadılar.

Diyarbakır bölgesinin fethi için Selçuklu seferleri, Fahrüddevle Cüheyr'in İsfehan'a gelmesiyle başladı. Fahrüddevle, buradaki Şiî itikadlı Karmatîlerin yola sokulması için çalışan Artuk Bey ve bağlı kuvvetlerle birlikte Diyarbakır'a doğru yola çıktı.

Fahrüddevle'nin komutasındaki birlikler, çevredeki Mardin, Hasankeyf, Cizre ve daha otuz kadar kaleyi ele geçirdi. Diyarbakır, Fahrüddevle'nin oğlu Zaimüddevle emrindeki kuvvetlerin 4 Mayıs 1085'te şehre girmesiyle düştü ve Mervanîler Devleti ortadan kalktı.

Musul'un fethine memur edilen Aksungur ve diğer Türkmen emîrleri şehre savaşmadan girdiler. Fethi takiben Musul'a gelen Melikşah, büyük bir törenle karşılandı. Musul emîrliğine Şerefüddevle'yi tayin etti.

Sultan Alparslan zamanından beri Suriye ve daha güneye yürüyen ünlü Selçuklu kumandanlarından Atsız, seferlerini Melikşah zamanında da sürdürdü. Uzun süre kuşattığı Dımaşk (Şam)'ı 1076 Martında Selçuklu topraklarına kattı. Dımaşk'ın alınmasından sonra, camilerde okunan Şiî-Fatımî ezanını yasaklayarak, cuma hutbesini Halife Muktedî ve Sultan Melikşah adına okuttu. Daha sonra Selçuklu Devletinin "Fatımî Devletinin ortadan kaldırılması" politikasına uygun olarak, Mısır'a doğru sefere devam etti. Fakat, başarılı olamadı ve başarısızlığı Suriye emîrliğinden alınmasına sebep oldu. Yerine, Melikşah'ın kardeşi Tacüddevle Tutuş getirildi.

Sultan Melikşah, kardeşi Tutuş ile Kutalmışoğlu Süleyman Şahın mücadelesi üzerine 1086'da İsfehan'dan hareket ederek, Suriye'de asayişi yaniden tesis etti. Halep valiliğini Aksungur'a, Urfa'yı Bozan'a, Antakya'yı da Yağısıyan'a verdi. 1087 yılında Melikşah, Süveydiye kıyılarından Akdeniz'e ulaştı. Böylece Uzakdoğudan Ortadoğuya kadar hakimiyet kurdu. Dönüşte hilafet merkezi olan Bağdat'ı ziyaret etti. Halife Muktedi tarafından iki kılıç kuşatıldı ve 25 Nisan 1087'de "Dünya Hükümdarı" ilan edildi.

Selçukluların Türklüğe, İslam dünyasına ve insanlığa yaptıkları hizmetlerle kısa sürede yükselmeleri, düşmanlarını hızlı bir faaliyet içine soktu. Bizanslılarla ve sapık fırkalarla mücadele eden âlim ve kumandanlar suikastla öldürülüyordu. 1092 senesinde, önce Selçukluların ünlü veziri Nizamülmülk, Hasan Sabbah'ın fedailerinden bir batınî tarafından; arksından Sultan Melikşah, Bağdat'ta zehirlenerek şehit edildiler.

Melikşah zamanında Büyük Selçuklu Devleti en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Bu sınırlar, batıda Anadolu ve Mısır'dan, doğuda Balkaş ve Isık gölüne; kuzeyde Kafkaslardan güneyde Arabistan Yarımadası'na kadar uzanmaktaydı.

Melikşah Dönemi Feodal Anlayış

Melikşah döneminde Selçuklularda feodal anlayış devam etmiş ve hatta daha da genişletilmiştir. Selçuklu Ailesi’nden olanlar yanında; önde gelen bir takım komutan ve beylere; en önemlisi de Türk olmayanlara bazı feodal hâkimiyet verilmiştir. Nedeni de şudur: Sınırların genişlemesi, merkez ile buraları idare edilmesinin zor oluşu ve bir takım beyleri fethe cesaretlendirmektir.

1. Melikşah’ın amcası Osman’a feodal ayrıcalık verilmesi: Alparslan ölümü ve Melikşah- Kavurt mücadelesinde Karahanlılar ve Gazneliler, Selçuklulara saldırdığında 1073 yılında Gazneliler Toharistan bölgesini ele geçirerek Osman’ı da esir etmişlerdi. Melikşah Kavurt isyanını bastırıp Gaznelilerin üzerine yürüyünce onlarda korkup kaçmış ve Osman’ı da serbest bırakarak af dilemişler ve sonuçta affedildiler. Bunun üstüne Sultan Melikşah, Kunduz bölgesini Osman’a tevcih ederek kapısının önünde günde üç kere nevbet çalma izni vermiş ve Saltanat şemsiyesi (çetr) yollamıştır.

2. Gevherayin’a verilen imtiyaz: Selçuklular Bağdat’ta bıraktıkları şehir Şahnesi Gevherayin’i halife karşısında yetkili kılmak için bazı feodal imtiyazlar vermişlerdir.

3. Sav-tekin’e verilen imtiyaz: Kafkasya bölgesini fetheden ve bu bölgede karışıklıkları önleyen Kafkasya Valisi Sav-Tekin’e feodal imtiyaz verilerek hutbede sultanın adından sonra adı okunmaya başlamıştır.

4. Fahrü’d-Devle’ye verilen imtiyaz: Arap asıllı Abbasilerin veziri Mervani Emiri Fahrü’d-Devle Selçukluların hakimiyetini kabul edince onu Diyarbekir’i almaya cesaretlendirmek için; hutbede sultanın adından sonra adı anılması, kapısı önünde nevbet çalınması ve sikkede adı okunması gibi haklar verileceği belirtilmiş. Diyarbekir’i ele geçirdiğinde de yukarıdaki şartlar yerine getirilmiştir.

5. Melikşah diğer kardeşlerini bazı yerlere melik tayin etmiştir.

6. Nizamu’l-Mülk, Melikşah’ın tahtta kalmasını sağladığı için yetkileri artırılmış, Atabeg ilan edilmiş ve yeni iktalar ihsan edilmiştir.

Tutuş’un Atsız’ı Öldürtme Nedenleri

1. Suriye’ye gönderilen Tutuş, Atsız’ın kendisini muhatap almadan direk Sultanla konuşmasına sinirlenerek öldürmüştür.

2. Tutuş Suriye’de hâkimiyetini güçlendirmek ve gelecekti planlarına engel olabilecek Atsız’ı yok ederek rahatlamak istemesi.

Abbasi Halifeliği İle Selçuklular Arasındaki Akrabalık Durumu

1. Çağrı Bey’in kızı ile Halife Kaim bi-EmrilillahIn evlenmesi,

2. Halifenin kızı ile Tuğrul Bey’in evlenmesi,

3. Halife el-Muktedi’nin Melikşah’ın kızıyla evlenmesi.

Melikşah’ın Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi

Melikşah zamanında Selçuklular; doğuda Çin’den başlayarak batıda Akdeniz’e kadar uzanmaktaydı. Buna rağmen 1091 yılında Bağdat’a hareket eden Melikşah, Kuzey Afrika’yı ve bütün Bizans beldelerini alarak dünyayı fethetme arzusundaydı.

Vezir Nizamu’l-Mülk muhalifleri Sultana ordunun 400 bin bulunan mevcudu yersizdir ve 70 bin olan ordu bile yeter diyerek veziri gözden düşürmeye çalıştığında, Nizamu’l-Mülk de 400 binin az olduğu ve hatta 700 bin yapılırsa Hindistan, Çin, Habeş, Berberi ve Rum ülkeleri bile fethedilebilir demesi o dönem düşüncesi açısından kayda değerdir.

Melikşah iç mesele olan Şii Büveyhoğullarını tasfiye ederek Mısır’ı fethetmek ve Şii Fatımilere son vermek için bazı teşebbüslerde bulunmuştur.

Melikşah döneminde Yorun-Kuş tarafından Yemen ve Aden fethedilerek hac yolları emniyete alınmış ve yeni su tesisleri inşa edilmiştir. Bununla birlikte hacılardan alınan vergilerin kaldırması ve tüm bu saydığımız sebeplerden ötürü kendisini İslam aleminin ve hatta dünyanın tek lideri olduğunu düşünmüştür.

Melikşah İle Nizamu’l-Mülk Arasındaki Gerginlik


 İslam Dünyası ile Nizamu’l-Mülk, Sultan Melikşah ve Selçuklu Devleti arasında çok yönlü bir ilişki vardır. Osman Turan’a göre Büyük Selçuklu Devleti ve İslam Dünyası ile genç Sultan ve ihtiyar vezir arasında bu çok ince uyum sayesinde kudret ve haşmetinin son haddine gelmişlerdir. Zaten Selçukluların gerilemesinin temel nedeni de bu uyumun ortadan kalkmasıdır.

Bu arada Sultanın hanımı olan Karahanlı Prensesi Terken Hatun Melikşah iler ihtiyar vezirinin arasını bozmaya çalışmış ve kendi adamı olan Tacü’l-Mülk Ebu Ganain’i vezir yapmaya çalışmıştır. Bunun gerçekleşmesi ancak vezirin gözden düşürülmesi ile mümkün olabilecekti.

Nizamu’l-Mülk’e Yönlendirilen Eleştiriler Şöyledir:

1. Büyük Selçuklu Devleti o dönemde âlim, şair, mutasavvıflar gibi ilim ve kültür adamlarına yıllık 300 bin dinar harcanmaktaydı. Muhalifler bu parayla ordu kurup sınırların genişletebileceğini beyan ediyorlardı. Buna cevaben Nizamu’l-Mülk de şöyle demiştir: “ Ey âlemin sultanı! Kendi orduna bu paranın birkaç misli harcadığın halde askerlerin attıkları oklar bir mili bile geçemez. Ama ben sana öyle bir ordu kurdum ki attıkları dua okları arş-ı ala’ya ulaşmaktadır.”

2. Artık devlet çok geniş sınırlara ulaştı ve mevcudu 400 bini bulan askerler çoktur. 70 bin asker bile ülkeye yetmektedir boşta kalan askerler fitne ve fesada katılmaktadır.

Bu gibi eleştiriler ters tepmiş ve Nizamu’l-MülkÜn yetkilerinin artmasını sağlamıştır. Böylece vezir önemli görev ve mansınıblara kendi ailesi ve yandaşlarından atayarak Selçuklu ailesine rakip Bermekiler yani Nizamu’l-Mülk ailesi ortaya çıkmıştır.

Melikşah ile Nizamu’l-Mülk Arasını Bozan Amiller

1. Terken Hatun(Kaynaklarda hakkında şu bilgiler geçmektedir:12 bin kişilik ordusu ve kendisine bağlı divanı, memurları ve bürokratları olan Karahanlı Prensesi olup Melikşah’ın hanımıdır.)’un ihtirası,

2. Nizamu’l-Mülk’e mensup olan devlet adamlarının taşkınlıklarıdır.

Terken Hatun’un Amaçları

1. Melikşah’ın diğer hanımından olup veliaht ilan edilen en büyük olu Berkyaruk’un yerine kendisinin öz oğlu olan 4 yaşındaki Mahmud’u veliaht ilan etmek.

2. Abbasi Halifesi ile evlendirdiği kızı Melmelek Hatun’un küçük yaştaki oğlu Cafer’i halifenin veliahdı ilan etmek.

Böylece Terken Hatun perde arkasından hem Selçuklular Devletini hem de Abbasi Halifeliği’ni yönetebilecekti. Ancak Nizamu’l-Mülk vezir oldukça bu isteklerinin gerçekleşmesi imkânsız olduğunu biliyordu. Terken Hatun bunları gerçekleştirmek için torununu İsfahan’a getirtip onu Halife olarak adlandırmış ve burada bir Halifelik Sarayı yaptırarak halifeliğin merkezini buraya taşıyıp böylece iktidarı ele geçirebileceğini düşünüyordu.

Bu sırada Nizamu’l-Mülk 90–95 yaşlarında olduğundan artık ihtiyarlığının verdiği sıkıntılarla boğuşurken taraftarları bunu suiistimal etmeye başlamış ve halka zulüm etmeye başlamışlardı. Artık Sultan da bu durumdan rahatsız olmaya başlamıştır. Bardağı taşıran son damla ise şöyle gelişti: Nizamu’l-Mülk’ün oğlu Osman, Sulatn’ın yakın adamlarından Emir Kavdan’a saldırmış ve Sultan Melikşah bunu duyduğunda çok kızmış ve vezire şu minval üzere bir mektup yolladı: “ Sen ve ailen memleketimi ve devletimi istila ettiniz. Memleketimi evlatların ve damatların arasında paylaştın. Onlar halka zulmettikleri halde sen ses çıkarmıyorsun. İster misin vezirlik divitini senden alarak sarığını başından alıp(öldürüp) halkı zulümden kurtarayım?” Vezir Nizamu’l-Mülk ise cevaben sultanı övüp ve dua ettikten sonra devlete olan hizmetlerini belirterek şöyle gözdağı vermektedir: “ Sen daha devlete ortak olduğumu bilmiyor musun? Vezirlik diviti ile senin tacın birbirine bağlı olduğundan divit gittiğinde tacın ve tahtın da gider.” Ancak Osman Turan’a göre; bu kadar açık şeklinde tehdit olamaz ama ima yoluyla bir şeyler söylenmişse de kulaktan dolma bilgilerle yazan devrin yazarları burada abartmaktadırlar.

Nizamu’l-Mülk’ü Kim Öldürdü?

1. Terken Hatun’un adamları,

2. Tacü’l-Mülk taraftarları,

3. Melikşah’ın adamları,

4. Batınilerden bir suikastçı,

Melikşah’ı Kim Öldürdü?

1. Batınilerden bir suikastçı,

2. Terken Hatun’un adamları,

3. Nizamu’l-Mülk’ün taraftarları,

4. Halife’nin adamları,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder